Sinir Sisteminle Tanış: Bedeninin 'Savaş ya da Kaç' Modundan Nasıl Çıkarsın?
- Gülseda Küçük

- 13 Eyl
- 3 dakikada okunur

Sürekli tetikte misin? En ufak bir seste irkiliyor, gelen bir e-postayla kalbinin hızlandığını hissediyor veya günün sonunda nedenini bilmediğin bir yorgunlukla mı boğuşuyorsun? Bu hisler, zihninin bir oyunu değil; bedeninin en ilkel işletim sisteminin, yani otonom sinir sisteminin sana gönderdiği sinyaller.
Bedeninin bu gizli pilotu, hayatta kalman için tasarlanmış muhteşem bir mekanizmadır. Ama modern yaşamın getirdiği kronik stres, bu sistemi sürekli "kırmızı alarm" modunda takılı bırakabilir. Bu rehberde, bedeninin bu alarm zilini nasıl kapatabileceğini ve ona o çok ihtiyaç duyduğu "güvendeyim" hissini nasıl geri verebileceğini keşfedeceğiz.
Bedeninin Otomatik Pilotu: Gaz ve Fren Pedalları
Sinir sistemini, bir arabanın iki temel pedalı gibi düşünebilirsin. Her ikisi de hayati öneme sahiptir, ama denge kaybolduğunda yolculuk imkansızlaşır.
Sempatik Sinir Sistemi (Gaz Pedalı): Bu senin "savaş ya da kaç" modundur. Vahşi doğada bir tehlikeyle karşılaştığında seni korumak için tasarlanmıştır: Kalbini hızlandırır, kaslarını gerer, enerjini harekete geçirir. Sorun şu ki, modern dünyada bu "tehlike", iş yerindeki bir sunum veya yoğun trafik gibi durumlar da olabiliyor. Sürekli bu pedalda yaşamak, motoru yakmak gibidir; tükenmişliğe yol açar.
Parasempatik Sinir Sistemi (Fren Pedalı): Bu da senin "dinlen ve sindir" modundur. Tehlike geçtiğinde bedenin kendini onardığı, yediklerini sindirdiği ve kaynaklarını yeniden depoladığı o huzurlu alandır. Travma Bilgili Yoga, işte bu fren pedalına nazikçe basmayı yeniden hatırlama sanatıdır.
Travma Bu Dengeyi Nasıl Bozar?
Travmatik bir deneyim veya uzun süreli kronik stres, sinir sisteminin bu iki pedal arasındaki doğal geçiş yeteneğini bozar. Beden, artık tehlike geçse bile gaz pedalından inemez hale gelebilir. Sürekli tetikte, endişeli ve yorgun hissetmenin altında yatan biyolojik gerçek budur. Pratiğimizin amacı, bu sistemi yeniden düzenlemek ve ona esnekliğini geri kazandırmaktır.
Matın Üzerindeki İlk Adım: Bedenini Dinlemeyi Öğrenmek
Peki bu moddan nasıl çıkarsın? Cevap, onu zorla kapatmaya çalışmak değil, ona güvende olduğunu göstermektir.
Yavaş Hareket: Hızlı ve ani hareketler, "savaş ya da kaç" modundaki bir sinir sistemi için "tehlike" sinyali olabilir. Yavaş ve bilinçli hareket etmek ise, "acele etmene gerek yok, güvendesin" mesajı verir.
Topraklanma (Grounding): Ayaklarının yerle temasını hissetmek, oturduğun minderin desteğini fark etmek gibi basit eylemler, sinir sistemini "şimdi ve burada"ya demirler. Bu, geçmişin tehdidinden veya geleceğin endişesinden çıkmanın en etkili yoludur.
Nefes Farkındalığı: Özellikle nefes verişini nazikçe uzatmak, "fren pedalı" olan parasempatik sistemi doğrudan aktive eder ve bedenine "gevşeyebilirsin" komutu gönderir. Benzer şekilde, mantra söylemek, şarkı söylemek, humming, aaaaa-uuuu-mmmm-vuuuu sesleriyle nefes vermek de vagus sinirini devreye sokabilir.
Sinir sisteminin bu temel çalışma prensibini anlamak, Travma Bilgili Yoga'nın neden bu kadar dönüştürücü olduğunun ilk adımıdır. Bu yaklaşımın ne olduğunu, temel ilkelerini ve bir pratikten neler beklemen gerektiğini daha geniş bir çerçevede anlamak için seni ana rehberimiz olan Travma Bilgili Yoga Nedir? yazımızı okumaya davet ediyorum.
Bedenin seninle sürekli konuşuyor. Bazen fısıldıyor, bazen de alarm zillerini çalıyor. "Savaş ya da kaç" modu bir düşman değil, seni korumaya çalışan ama ayarı bozulmuş bir dosttur. Travma Bilgili Yoga ile ona doğru dili konuşmayı, onu dinlemeyi ve ihtiyacı olan güveni yeniden inşa etmeyi öğrenebilirsin. Unutma, huzur bedende başlar.
Savaş ya da Kaç Modu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Savaş ya da kaç modunda olduğumu nasıl anlarım?
Sürekli bir endişe hali, kolayca irkilme, hızlı kalp atışı, kaslarda (özellikle omuz, çene ve karın bölgesinde) gerginlik, sindirim sorunları ve uykuya dalmakta zorluk, kabızlık, ishal, ibs gibi belirtiler, sinir sisteminin sempatik modda aşırı aktif olduğunun en yaygın işaretleridir.
Bu modu kapatmak için neden sadece "rahatla" demek işe yaramıyor?
Çünkü "savaş ya da kaç" tepkisi, beynin düşünen kısmından (korteks) değil, en ilkel ve hayatta kalmaya odaklı kısmından yönetilir. Bu sisteme kelimelerle değil, bedensel duyumlarla ulaşabiliriz. Bu yüzden yavaş hareket ve topraklanma gibi bedensel pratikler, sadece düşünmekten çok daha etkilidir.
Her stresli an "savaş ya da kaç" anlamına mı gelir?
Hayır. Sağlıklı bir sinir sistemi, bir sunum öncesi veya heyecan verici bir olayda olduğu gibi, "savaş ya da kaç" moduna girip, olay bittikten sonra hızla "dinlen ve sindir" moduna geri dönebilir. Sorun, bu moddan çıkamamak ve tehlike geçtikten çok sonra bile bedenin alarm durumunda kalmaya devam etmesidir. Stresi de kaliteli stres (eustress) ve zarar veren stres (distress) olarak ayırıyor uzmanlar. Sürekli olarak sisteminin distress olarak algıladığı strese maruz kalmak savaş/kaç sistemini devreye sokacak stres hormonları kokteylini salgılamana neden oluyor. Ve sürekli bu modda yaşayan sistem, bir süre sonra bu stres kokteyline de "bağımlı" olabiliyor veya daha başka bir ifade ile, bunu normali sanabiliyor.



